arama motoru


Yıllarca yemeklerden sonra mide ekşimesi ve mide yanması,gaz gibi şikayetlerim dolayısıyla defalarca doktora gittim.Kutularca ilaç kullandım fakat bir netice alamadım.Her defasında doktorum'dan bir sürü ilaç ve aşağıdaki tavsiyeleri aldım.bu tavsiyeleri hiç bir zaman kulak ardı etmedim,elimden geldiğince uymaya çalıştım.Bir taraftan da şifalı bitkileri araştırıp çözüm yolu bulmaya çalıştım.Çevremde ki insanlardan Meyan bitkisinin mide rahatsızlığına iyi geldiğini duydum ve ben de bu bitki ile tedavi uygulamaya başladım.Yaklaşık bir aylık tedavi sonrası şikayetlerimde büyük ölçüde rahatlama oldu.şükürler olsun artık geceleri rahat uyuyabiliyorum.
Ülkemizde belki de milyonlarca kişi benimle aynı sıkıntıları çekiyor,ben de denemiş olduğum bitkisel çözüm yolunu sizlerle paylaşmaya karar verdim ama önce Reflü'yü tanıyalım yazımızın sonunda Meyan kökü ile tedavi şekline yer vereceğiz.

Peki ama nedir bu Reflü!

Stres, acelecilik, psikolojik sıkıntılar, aşırı nikotin veya alkol tüketimi, yanlış beslenme, bazen kaynağı belli olmayan şikâyetler bunların hepsi midenin dengesinin bozulmasına neden olabilmektedir. Sonuçta mide yanmaları, mide ekşimesi, mideye baskı, mide ağrıları gibi birçok problem ortaya çıkmaktadır.

Mide reflüsü olarak da bilinen Gastro Özafagial Reflü hastalığı mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Göğüs ağrısı ve yutma güçlüğü bilinen en yaygın belirtileridir. Reflü olan kişide yemekten 30 - 60 dakika sonra oluşan ve uzanıp yatmakla başlayan veya artan yanma belirtileri görülür. Ayrıca tükrük salgısında artış, yutma güçlüğü ve yutma sonrası ağrı duyulması, kusmayla kan gelmesi, dışkının siyah gelmesi ve demir eksikliği anemisi görülebilir.

Fazla kilolu kişilerin büyük kısmında mide yakınmaları ve reflü şikâyeti olabilmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda sık yağlı besin tüketiminin kilo almayı artırdığı ve beraberinde reflü oluşumuna neden olabileceği belirtilmiştir.

Öncelikle Reflü'yü tanıdıktan sonra, Doktorumuzun Reflü ile ilgili önerileri!

Doktorum 'dan tıbbi Reflü dostu öneriler

* Yemekleri az az, sık sık olacak şekilde tüketin.
* Yavaş yiyin, iyi çiğneyin.
* Yiyecek ve içeceklerinizin çok sıcak veya çok soğuk olmamasına dikkat edin.
* Karında basıncı arttıran sıkı kemer, çamaşır kullanmayınız.
* Yemeklerden hemen sonra uzanıp yatmayın.
* Sıvıları öğün aralarında alın.
* İlaçlarınızı yeterli suyla birlikte, tercihen dik pozisyonda alın.
* Alkol ve sigara kullanmayın.
* Sakız çiğnemeyin.
* Yürüyüş yaparak, mide ve bağırsak hareketlerini daha düzenli hale getirin.
* Çok dar ve belinizi sıkan kıyafetler giymeyin.
* Yiyecek ve içeceklerinizin çok sıcak, çok soğuk ve aşırı baharatlı olmamasına dikkat edin.
* Yatmadan önce mide salgısını artırabilecek besin ve ilaç kesinlikle kullanılmamalıdır.
* Sigara içiyorsanız mutlaka bırakmalısınız.
* Yemek yerken mideyi çok doldurmamalısınız.
* Stresten mümkün olduğunca kaçının, stresli ortamlarda bulunmayın.
* Tüketilmesi önerilmeyen yiyecekler ve içecekler;
* Kızartma ve kavurma yöntemiyle pişirilmiş besinler, sakatatlar, pastırma, sucuk, sosis
* Et suyu içeren besinler
* Kurubaklagiller (nohut, mercimek, fasulye)
* Soğan, keskin naneli şeker kahve, çay, neskafe, asitli içecekler, çikolata
* Kereviz, lahana, karnabahar, havuç, kabak, muz, elma, portakal, kayısı
* Acılı baharatlar, baharat olarak kullanılan otlar ,turşu, sirke, limon tuzu, sarmısak
* Aşırı yağ ve yağlı besinler
* Kafein içeren tüm besinler
* Yağda kızarmış yumurta
* Yüksek yağ içeriği olan peynirler

İşte Bitkisel Reçetemiz!

Tahmini 25 gram Meyan kökünü akşamdan derin bir kap içerisine koyup yaklaşık 1,5 litre su ekleyiniz ve demlenmeye bırakınız.Ertesi gün demlenen meyan kökünü bir tülbent yardımı ile süzerek afiyetle içiniz.Şifa bulmanız dileğiyle.

Sizlere aktardığımız bilgiler, tavsiye niteliğinde olup, reçete ya da tedavi yöntemlerinizi değiştirmeye yönelik değildir. Bilgilerin yanlış anlaşılmasından ve buna bağlı olarak doğabilecek mağduriyetten sitemiz yasal sorumluluk altında değildir.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ
HALKIMIZDAN 30 YIL NASIL GİZLENDİ

Almanya’da 1976 yılında 2. ilaç kanunu (2. AMG) çerçevesinde BİTKİSEL İLAÇ KANUNU yer almıştır.
Bu kanuna göre bitkisel ilaçlar da diğer modern ilaçların tabii olduğu kurallara göre üretilecektir. Bu genel kurallar şunlardır:
- Tedavide etkisi bilimsel olarak ispatlanmış olmalıdır,
- İlaç kalitesinde olmalıdır,
- Bileşiminde bulunan maddeler belirlenmelidir,
- İlacın kullanımında her hangi bir tereddüde ve şüpheye yer kalmayacak şekilde bilimsel çalışmaları ve klinik uygulamaları yapılmış ve istenmeyen(yan) etkileri belirlenmiş olmalıdır,
- Bitkisel ilacı üretecek olan firmalar gerekli yeterliliğe sahip olmalıdır.
Bitkisel ilaç kanunu için bilimsel çalışmaları yapan bilim heyeti (Kommission E) 378 bitkiyi inceleyerek etkisiz ve zararlı olanları belirlemiş, faydalı olanlar kanunlaşarak yürürlüğe girmiştir. 169 tıbbi bitki, 13 bitki esansı(Eterik yağ) ve 49 karışım halinde kullanılan bitkiler günümüze kadar modern tıbbi tedavinin vazgeçilemez bir parçası olarak kullanıla gelmiştir.
Avrupa Birliği Parlamentosu 1987 yılında modern bitkisel ilaçlar konusunda: “Çok sayıda şifalı bitkinin halk tarafından geleneksel olarak tedavi amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Bu bitkilerden bir kısmının şifa etkisi azdır, tedavide kullanılabilecek bitkilerin tip, cins ve muhafaza koşullarını ve doğru kullanım şekli ve miktarını belirleyecek bir çalışma yapılması gerekli görülmüştür.” Kararını almıştır.
1989 yılında Avrupa Birliğine üye ülkelerin bilim kuruluşları tarafından bitkisel ilaçlarla tedavi konusunda görev yapan ESCOP (European Sicientific Cooperative on Phytoterapy) kurulmuştur. ESCOP bu güne kadar 50 monografi (Bitkinin bütün bilimsel çalışmalarının yer aldığı yayın) yayınlamıştır.
Avrupa Birliği İlaç Rehberinde bu güne kadar 83 monografi yayınlanmıştır, 82 monografi üzerindeki çalışmalar sürmektedir, 56 yeni monografi üzerinde çalışılmasına karar verilmiştir.
Bitkilerle modern tedavide bitki bünyesinde bulunan maddeler olduğu gibi kullanılmaktadır, ilave yapılması veya bazı maddelerin çıkarılması söz konusu değildir.
İnsanlık tarihi boyunca şifalı bitkiler ilaç olarak kullanılmıştır ve bu güne kadar gen bozulması gibi kalıcı bir zarar görülmemiştir. Bu özellik bitkisel ilaçların güvenli olduğunun kanıtıdır ve gelecek nesillerin sağlığının emniyete alınması açısından son derece önemlidir.
Kimyasal-sentetik ilaçların tarihi geçmişi yenidir ve süre içinde yüzlerce ilacın zararlı olduğu gerekçesiyle toplatıldığı bilinmektedir. Kimyasal-sentetik ilaçların yan (zararlı) etkileri sayılamayacak kadar çoktur. Aspirinin mide-barsak yolunda kanama yaptığı, hamileliğin ilk 3 ayında kullanımının çocukta kalıcı hasar meydana getirdiği, antibiyotiklerin sindirim sistemi dengelerini bozduğu örnek olarak verilebilir.
Bitkilere tahammül kolaydır, uzun süreli kullanıma uygundur, çok geniş bir alanda başarıyla kullanılmaktadır, yan etkileri yok denebilecek kadar azdır.
2002 yılı verilerine göre Almanya’da bitkisel ilaç kullananların oranı %73 dür (BfArM). 2005 yılına kadar Almanya’da 6700 bitkisel ilaca ruhsat verilmiştir, Avrupa Birliği genelinde bu sayı 11000 den fazladır.
Yukarıdaki bilgilere bakarak; görevi halkımızın sağlığını korumak ve kollamak olan kişilerin 30 yıl uyudukları, halkımızı da uyuttukları üzüntüyle gözlenmektedir.
Hiç vakit kaybetmeden en az Almanya düzeyinde BİTKİSEL İLAÇ KANUNU’NUN çıkarılması zorunlu görülmektedir.



Kaynak: Dr. Ahmet Toptaş, Alman Kanunlarına göre düzenlenip izin verilen BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ, Gonca Yayınevi, 2009, ISBN:978-9944-790-31-4, 0212 5285076.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails