Özel Arama

idrar söktürür, gaz giderir, kan dolaşımını arttırır, bronşite ve sinüzite iyi gelir, sarılık ve karaciğer enzimlerini düzenlemede kullanılır. Uykusuzluğu ve sinir sistemini düzenler. Saç dökülmesi ve kepeğe karşı faydalıdır. Yağ çözücüdür, kolesterolü düzenler. Dahilen, bir fincan suya 2-3 damla atılır veya şekere damlatılarak günde 3 defa kullanılır. Haricen; sinüzite, romatizmal ağrılara, sivilceler üzerine sürülerek, deri ve cilde canlılık verir.

İdrar söktürücü, iştah açıcı, mide ağrısı, boğaz iltihabı, saç dökülmesinde ve kandaki şeker miktarının düşürülmesinde, deri hastalıklarında, selülit tedavisinde, ayrıca romatizma ve kramplarda da kullanılmaktadır. Egzama ve selülide faydalıdır (fazla miktarda sakıncalıdır, böbrekleri tahriş eder). Dahilen, 2-3 damla bir fincan suya damlatılarak kullanılır. Haricen, uygulanacak yer kolonya ile temizlenir ve bol miktarda yedirilerek cilde tatbik edilir. Antiseptiktir ve bu yüzden ayakta oluşan mantar, egzama hastalıklarına da sürülerek kaşıntı önlenir. Masaj yapılarak cilt altında toplanan yağ ve toksinlerin terleme yolu ile dışarı atılmasını sağlar.

Şişkinlik ve gaz giderici,iştah açıcı,gaz söktürücü,selülit tedavisinde ve uyku verici olarak kullanılır.Çocuklarda karın ve topuk bölgelerine seyreltilerek sürülür. Dahilen, günde 2-10 damla bir şeker parçasının üzerine damlatılarak veya bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa kullanılır. (Daha yüksek miktarlarda hafif bir sarhoşluk verir, sonra uyku meydana getirir.)


     Özellikle yeni bebeği olan çiftlerin doğum haftası karşılaştıkları bir sorun yeni doğan sarılığı.Yeni doğan Bebeklerin hemen hemen hepsinde karşılaşılan bir durum.Sizin bebeğinizdede yeni doğan sarılığı olduğunu düşünüyorsanız bu makaleyi okumanızda yarar var.

Vajinal akıntılar kadınların doktora en sık başvurduğu hastalık şikayetidir.


Vajina normal olarak nemli bir yapıya sahiptir.Vajina duvarlarındaki ve vajinanın içinde bulunan rahim ağzındaki bezelerden salgılanan sıvılar bu nemliliği-ıslaklığı sağlar . Vajina vücudun dışarıya açılımı olan boşluklarından bir tanesidir. Vajinanın ıslaklığı kadının sağlığı açısından gereklidir . Mühim olan var olan akıntının normal mi, yoksa bir hastalık habercisi mi olduğunu ayırt etmektir. Çünkü varolan akıntı kişinin hareketi, ayakta durması gibi nedenlerden dolayı yerçekiminin etkisiyle vajinadan dışarı akacak ve iç çamaşırında veya pedinde bir ıslaklık oluşturacaktır.Ve bu salgılanma herhangi bir hastalık veya sıkıntı yoksa sağlıklı bir kadında süreklidir.
Normal vajinal akıntı berraktır ve sıvı yumurta akını andırır, koku yapmaz. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama dönemi sırasında (adetin başlangıcından itibaren 14. gün civarı) biraz değişir ve sıvılaşabilir. Bunun amacı doğanın döllenmeye hazır yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmak için salgının kıvamını değiştirmesidir ,Servikste(rahim ağzındaki) ve buradan salgılanan sıvılardaki tüm değişiklikler buradan spermin kolayca geçerek yumurtaya ulaşmasını sağlamak içindir.. Adet dönemine yaklaştıkça bazı hanımlarımızda vajinada bir koku olabilir ve akıntı rengi koyulaşabilir. Bu adet kanamasını oluşturan hormonların bu dönemde getirdiği etkidendir.

Tanımladığımız dışındaki bütün akıntıları muayene oluncaya kadar bir hastalık belirtisi olarak kabul etmek ve en kısa zamanda doktora başvurmak sağlığınız açısından gerekli ve önemlidir.Rahatsız edici bir vajinal akıntıyla yaşamak kişinin hayat kalitesini düşürecektir. Kendinize olan güveniniz azalacak, kendinizi kötü ve huzursuz hissetmenize sebep olacaktır. Cinsel yaşantınızı ve partnerinizle olan ilişkinizi etkileyebilecektir. Daha da önemlisi sağlığınızı bozacak, kısırlığa veya daha kötü sonuçlara gidebilen olaylara sebep olabilecektir.

Akıntıların tedavisi sanıldığının aksine daha kolay ve de acısızdır. Hele hele belirtilerin ilk başladığı günlerde bize başvuran hanımlarımızın bu sıkıntıları çok daha kolay ve de basitçe çözülebilmektedir. En sık karşılaştığımız korku nedeni ise ya kötü bir şey çıkarsa diye düşünüp doktora başvurmamaktır.Var olan gerçek hiçbir zaman değişmeyecektir gecikmeniz karşılaşmaktan korktuğunuz olayları yok etmez aksine büyütür ve arttırır. Ve sonunda basitçe halledilecek bir sorununuz varken geçirdiğiniz (kaybettiğiniz) zaman, bu sorunu daha da büyümüş bazen de çözülemez bir hale de getirebilir.Gerçekleri görmemeye çalışarak yok edemezsiniz. Sağlıklı kalabilmek kendinize saygı duyabilmek (Kendine saygı duymayan insana başkaları da saygı duymaz) için, düzenli olarak bir sıkıntınız ve cinsel hayatınız olsun olmasın doktor kontrolüne gitmektir. Önerdiğimiz altı ayda birdir. Eğer sıkıntınız varsa hemen gitmek en faydalı olanıdır.İnsanın en değerli varlığı kendisidir.Bedenimize sahip çıkalım.

Fizyolojik Akıntılar (Doğal Akıntılar)

- Östrojen düzeyine (Kadınlık hormonlarından bir tanesi) bağlı değişiklikler ; mesela adet kanaması(mensturasyon
kanaması ) öncesi

- Cinsel Uyarım ;Cinsel uyarıyla vajinada meydana gelen ıslanma ve bunun oluşturduğu akıntı

- Gebelik ;Gebelikte rahim ağzındaki bezlerin salgıları gebeliği ve bebeği korumak için artar

-Spiral' e bağlı akıntılar


Patolojik Akıntılar ( Doğal Olmayan Akıntılar )


1- Vajinal ( Vajinaya-Döl yoluna ait)

- Vajinanın mantar hastalıkları
- Trikomanas vajiniti (Cinsel yollada geçen parazit kökenli hastalık ) - Bakteriyel Vaginosis (Çeşitli bakterilerin neden olduğu hastalık - Genital herpes vajiniti (virüslerin neden olduğu bir akıntı
- Vajinadaki yabancı cisimlerin oluşturduğu akıntı
- Kanserlerin oluşturduğu akıntılar

2- Servikal ( Servikse-Rahim Ağzına ait)

- Bakterilerin neden oldukları ( mesela gonore {belsoğukluğu} ve bu gibi
- Non-spesifik enfeksiyonlar ( Nedeni ve etkeni tanımlanamayan akıntılardır.)
- Virusların neden olduğu akıntılar (mesela herpes ve diğerleri)
- Kanserlerin neden olduğu akıntılar
- Polip dediğimiz bazı oluşumların yaptığı akıntılar
- Yaraların yaptığı akıntılar

En yaygın olarak görülen vajinal akıntı nedeni Mantarlar vede trikomanas ile çeşitli bakterilerin neden oduğu bakteriyal vaginozistir.



Maya enfeksiyonu olarak adlandırılır, Mantar tüm doğada bulunabilen bir hastalık etkenidir.Normalde vücudumuzda mantarlar bulunmakta ama bunlar normal şartlarda hastalık oluşturmamaktadır.Bazı koşullar bir araya geldiğinde var olan mantarlar kontrolsüzce çoğalarak hastalık oluştururlar.
Genelde büyük bir oranda mantar hastalığı oluşumundan Candida albicans sorumludur.

Yoğun,beyaz renkte,kesik süt görünümüne bir akıntı ve kaşıntı mevcuttur,dış dudaklarda ve çevrede kaşınmaya bağlı şişlik ve kızarıklık oluşabilir.(Her bu tip akıntı mantar hastalığı demek değildir, bu sadece genel bilgi olarak verilmiştir- lütfen hekime muayene olmadan kendi başınıza tedavi uygulamayınız !)



Vajinal mantar enfeksiyonlarının nedenleri :
Mantar enfeksiyonlarında
- gebelik,
- şeker hastalığı,
- kortizon kullanımı,
- antibiyotik kullanımı,
- bazen östrojen hormonu tedavileri,
- bazı doğum kontrol yöntemleri,
- sık ilişki,
- fazla sayıda partner ve korunmasız ilişki,
- tampon kullanımı,
- sentetik iç çamaşırı kullanılması,
- çok dar giyecekler ,
- ıslak mayo veya çamaşırla oturulması
- vajinanın içinin çok sık ve sabunla yıkanması,
- bazı ticari vajinal duşların kullanılması, kokulu tuvalet kağıtlarının bazıları
- aşırı klorlu havuzlara girmek mantar hastalığına yakalanma rizikosunu artırır.
- başkasına ait iç çamaşırı ve bu gibi şeylerin giyilmesi
-çok fazla diyet şekeri veya tatlandırıcı kullanılması

Tedavi: tedavi hekimin muayenesinden sonra verdiği ilaçların düzenli kullanımı ile olacaktır,hekiminiz ayrıca size iç çamaşırlarınızı kaynatmanızı ve de sıcak ütü ile ütülemenizi de önerebilir.Bazen kişinin cinsel partnerine de tedavi vermek gerekir,aksi takdirde ilişki ile ona geçirdiğiniz veya ondan aldığınız mantar hastalığını tedavi olup iyileştikten sonra tekrar alabilirsiniz.


Kendi bedeninden yeni bir beden oluşturan kadın, bu değişimin farkına vardığında şaşkınlığa uğruyor. Hatta bazen bu değişiklikler kişide paniğe yol açıyor. “Hep böyle mi kalacağım” korkusu baş gösteriyor. Ancak uzmanlar, alınacak küçük tedbirler ve doğru plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.
Doğum sonrası oluşan şekil bozuklukları annede ruhsal ve bedensel etkilelenmelere yol açıyor ve egzersiz gibi önlemlerle arzu edilen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak, hatta sonuçta evliliğine de olumlu katkıda bulunmak mümkün.

DERİ ÇATLAKLARI İÇİN

Hamilelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirin.
Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.
Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağını öneriyoruz, tabii ki her gün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.
Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını engellemek amacıyla gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de söz konusu, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabiliyor. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek. Sarkmalar bir ölçüde egzersizle önlenebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.

ESTETİK AMELİYAT İÇİN UYGUN ZAMAN
Meme dikleştirme ve karın gerdirme operasyonları için emzirme döneminin üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bedeni üzerinde bunca değişikliği, dokuz ay gibi kısa bir sürede yaşayan kadın kendine yabancılaşır, bunu doğum sonrasında atlatmayı başaramayan hanımlar bir süre sonra plastik cerrahlardan yardım alabilirler. Bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Çünkü vücudun bu dönemde verdiği cevaplar bizim estetik amaçlarımıza uymamaktadır. Bu yüzden ilk bir yılda beklemeyi önemle belirtiyoruz. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemezler.

DOĞUMUN YARATTIĞI HORMONAL ETKİ

Karın kaslarının gevşemesi ve doğum sonrasında yeterince güçlenmemesi, derinin çatlamış ve gevşek olması, aşırı kilo alımı ile kalçalarda biriken yağlar annelerin en çok şikayet ettiği vücut bölgeleri; daha ilk aylarda “bunlardan nasıl kurtulabilirim” sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Oysa biz biliyoruz ki, gebeliğin yarattığı hormonal etki daha en az bir yıl sürecek ve biz bu süre içinde yaptığımız girişimlerde istediğimiz sonuca ulaşamayacağız. İşte bu yüzden doğum sonrasında çok çok zorunlu olmadıkça anneye cerrahi olarak dokunmaktan kaçınırız. Bu süre annenin bebeğinden arta kalan zamanlarda daha çok egzersiz gibi, cilt bakımı gibi işlemlerle ve sabırla geçireceği bir süre olmalıdır.

KARIN VE BACAK YAĞLARI

İlk bir yıl içinde bu çabalar sonuç vermemişse ve hasta tekrar bir doğum düşünmüyorsa karın ve yağlar için girişimlerde bulunabiliriz. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyatı pek önermemekteyiz. Bu özellikle karından deri çıkarıp, kas diktiğimiz ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. “Liposuction”ı bile bir yıl geçmeden pek önermiyoruz çünkü deri eski esnekliğine henüz kavuşmamış oluyor. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction tekrar bir doğum yapılacak da olsa hasta tarafından isteniyorsa karın ve bacak yağları için uygulanabilir.

SİLİKONUN EMZİRMEYE ETKİSİ

Önceden gerçekleştirilen silikon protez ve küçültme ameliyatının süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Kiminde meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve daha sonra eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerek, bu silikon protez uygulamasında da, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli.

Emzirme bittikten sonra özellikle hasta başka bir çocuk istemiyorsa ameliyatı öneririz. Kararsız veya çok sonra bir doğum planlayan hastalarda ise ameliyatlı memenin şeklinin yeni bir gebelikle bozulabileceğini belirtmek gerekir. Uygulanacak silikon protezin veya küçültme ameliyatının daha sonraları doğumlarda süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Burada belirtilmesi gereken nokta teknik olarak çok büyük memelere uygulanan farklı bir meme küçültme yönteminin zaten doğurganlık yaşındaki hanımlara uygulanmadığıdır.

Sülükle tedavi anlamına gelen Hirudoterapi, antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmıştır. Gözleri ve işitme organları olmayan sülükler, 104 farklı bio aktif madde sayesinde, vücuttaki pis kanı emerek toksinlerin atılmasını sağlıyor.




Her derde deva sülükler, başta Amerika, Almanya ve Rusya olmak üzere, yaygın olarak kullanılıyor. Son yıllarda Türkiye’de de kullanılmaya başlanan sülükle tedavi yöntemi, dolaşım bozukluklarında, sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, hemoroidde, göz tansiyonunda (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında, migrende ve Kanser de dahil olmak üzere pek çok rahatsızlıkta başarı ile kullanılıyor.



Bugün sülük tedavisi . Almanya'da 300'ü aşkın Hirudoterapi Kliniği var. Sadece Avrupa, yılda 100 milyon sülük kullanıyor. Amerika'da sülük tedavisi uygulayan hekimlerin kurduğu derneğin 1000'den fazla üyesi var ve 2004'te Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) sülük tedavisini akredite etmiş ve Avrupa'daki gibi eczanelerde satılmasına izin vermiştir.

 Hirudoterapi  Nedir?


Latince’de “Sülükle Tedavi” anlamına gelen Hirudoterapi, MÖ 15. yüzyılda Babil yazılı kayıtlarına kadar uzanan kadim bir tedavi yöntemidir. Yine antik dönem Mısır ve Hint tıbbı kayıtlarında da bu tedaviyi görmekteyiz. Ünlü hekimlerden Nikandros, Galen, Pliniy ve İbn-i Sina da sülüğü bir tedavi aracı olarak kullanmışlar ve öğrencilerine bu konuda eğitim vermişlerdir. Zamanla Avrupa’da da yaygınlaşmış olan Hirudoterapi, bir dönem kilisenin “kan aldırmayı günah saymasıyla” yasaklanmış ancak Rönesans’la birlikte tekrar yükselişe geçmiştir. Şu anda başta Almanya, Fransa, İngiltere olmak üzere tüm Avrupa’da, Amerika ve Rusya’da hekimler tarafından kullanılmaktadır. Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 2004 yılında sülüğün bilimsel bir tedavi yöntemi olduğunu onaylamış ve diğer ülkelerde olduğu gibi eczanelerde satılmasına izin vermiştir.


Tedavi de kullanılacak sülüklerin hangi özelliklere sahip olması gerekir?

Dünyada 400’ün üzerinde sülük çeşidi bulunmakta olup başlıca iki tanesi tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Sülüğün tıbbi olup-olmaması, ürettiği salgının bileşimine bağlıdır. Ülkemizde yaygın şekilde bulunan Tıbbi Sülük (Hirudo Medicinalis) bu amaçla kullanılan iki tipten biridir. Biyolojik tıp dışında, kullanılan sülüğün fabrika atıklarına ya da kirli sulara maruz kalmamış olması ya da kültür sülüğü kullanılması gerekir ki ağır metal ve enfeksiyon bulaşına neden olmasın.


Peki gözleri ve işitme organları olmayan bu canlılar tedaviyi nasıl gerçekleştirmektedirler?


Sülükler sanıldığı gibi kirli kanı emerek tedavi yapmazlar. Tedavi edici özellik kanın alınmasında değil kan emilirken vücuda verilen salgıda gizlidir. Bu salgı, 100’ün üzerinde biyoaktif madde barındırır ve bu maddeler kanın pıhtılaşmasını engelleyici (antiagregan), oluşmuş pıhtıyı eritici (fibrinolitik), ağrı kesici (analjezik-antiromatizmal), mikrop öldürücü (antibakteriyel), tansiyon dengeleyici (antihipertansif), kas gevşetici (myorelaksan), bağışıklık sistemini düzenleyici (immun modulatör) ve stres giderici (anksiyolitik) etkilere sahiptir. Ayrıca “nörotrofik” etkiyle sinir hücreleri ve liflerinin tamir edilmesini hızlandırır.


Hirudoterapi hangi hastalıklar için kullanılıyor?


Sülük Tedavisi, atardamar ve toplardamar tıkanıklıkları başta olmak üzere birçok dolaşım sistemi hastalığında, iltihaplı ve iltihapsız eklem romatizmalarında, yumuşak doku romatizmalarında, sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarında, hemoroidde, göz tansiyonu (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında, migrende, Meniere Hastalığında ve bazı işitme kayıplarında başarıyla kullanılmaktadır. Ayrıca Ortopedi ve Rekonstrüktif Cerrahi kapsamında, gangren gelişmekte olan kopuk organ tamirlerinde de tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmaktadır. Son olarak sülüğün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle Koruyucu (Preventif) Tıpta da kullanımından bahsetmek gerekir ki; yılda bir defa belirli noktalardan yapılan Sülük Tedavisi, o yıl içinde enfeksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki göstermektedir.

kaynak:indigo



İşte tüm bayanların evde kolayca hazırlayabileceği doğal cilt temizleme sütleri.yapmanız gereken aşağıda verilen formüllerden cilt tipinize uygun olanı seçmek

Toz haline getirilmiş bademler az miktarda sıvı ile hamur haline getirilir. Yağlı cilt için çok iyidir, bademler deriyi yumuşatır, aşındırıcı etki ile onu temizler ve protein ile besler.





* Az miktardaki hafifçe ısıtılmış bal ile yüzünüze masaj yapın. 15 dakika yüzünüzde bırakın. Bal mikrop öldürücüdür. Cilt deliklerini temizler ve deriyi gerdirir. Yağlı ve lekeli deri için iyidir. Buğday özü sıklıkla bal maskesine ilave edilir.







* Bira mayasını az miktar su ile karıştırıp hamur haline getirin. Onun soyucu etkisi deri deliklerini temizler ve cildi uyarır. Yağlı deri için çok iyidir. Soyucu etki protein ve vitaminler sağlar.

Bahar aylarının gelmesi ile birlikte özellikle Mayıs ayında kırlarda,bahçelerde ve yol kenarları gibi gözünüzün aldığı her yerde ona rastlayabilirsiniz.Bu nedenle ona Mayıs papatyası adıda verilir.Şifalı etkilerini bilen uzmanlar ise tıbbi papatya diye adlandırır.O bembeyaz görüntüsü ile size güzel bir çiçek gibi görünebilir.Belki de onun yapraklarını seviyor,sevmiyor diyerek çekip sonrada bir kaldırıp attınız ,ama eminim onun ne kadar yararlı bir bitki türü olduğunu bilseniz bunu yapmazdınız. Papatya nelere mi faydalı ? öyleyse buyrun hep birlikte öğrenelim..




Tıbbi Papatya, Mayıs Papatyası
Kullanılan Kısmı: Çiçekleri

Kullanım Alanları:
Aftlar (ağızdaki küçük ülserler), gingivitis, hazımsızlık, mide ekşimelei, kolikler (gaz sancıları), mide ve barsak ülserleri, irritabl kolon sendromu, ülseratif kolit gibi hastalıklarda, ishallerde, konjonktivit, blepharid gibi göz hastalıklarında, ruhsal çöküntü ve uykusuzlukta, egzema ve cilt irritasyonlarında kullanılır.

Antienflamatuar (iltihabı önleyici), antispazmotik(spazmı önleyici) ve mide barsak sistemindeki düz kasları gevşetici özellikleri vardır.

Çay şeklinde içilerek, yağıyla masaj yapılarak, buğu şeklinde , suyuyla saçlara friksiyon yapılarak, banyo suyuna katılarak kullanılabilir.

Dahili kullanımında bronşiyal spazmlar, haricen kullanımında allerjik deri reaksiyonları görülebildiği bildirilmiştir.

Yurdumuzda hazır çay şeklinde preperatları mevcuttur.Yurt dışında tablet, kapsül ve tentür şeklinde preparatları vardır.

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin
YASAL UYARI: Bu site kişileri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, sağlık hizmeti vermemektedir. sitede yayınlanan makaleler internette ki değişik sağlık bilgi kaynaklarından edinilmiş karma bilgilerdir. makaleler tedavi amaçlı değil sadece bilgi amaçlıdır. Bu bilgiler baz alınıp herhangi bir tedavi uygulanamaz.Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır. Her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar.sağlıklı günler dileriz.